KADİR CELAL AKSU

Geçen yüzyılın ortalarında, bir 10 Şubat günü İstanbul Bakırköy’de doğdum.

İstanbul Erkek Lisesi’nde okudum; AFS ile gittiğim ve bir yıl yaşadığım ABD’de lise eğitimimi tamamladım. Boğaziçi Üniversitesi İş İdaresi mezunuyum. Okul hayatım boyunca ailemize ait Bakırköy’deki kitapçıda ya da Eminönü’ndeki sobacı dükkânında çalıştım. Kitap, emek, tezgâh ve insan arasında büyüdüm.

Profesyonel hayatımın önemli bir kısmı fotoğraf sektöründe geçti. Çalıştığım firmanın temsil ettiği Kodak markasının tarihe karışmasıyla bu yol da kapandı. Ne yapacağımı bilemediğim bir dönemde, AFS yıllarından tanıdığım sevgili Seden Edgü ile yaptığımız bir sohbette içimde hep öğretmen olma isteği olduğunu dile getirdim.

“Turist rehberi olsana,” dedi. “Bir tür öğretmen gibi konuna hazırlanırsın, anlatırsın, aktarırsın. Üstelik sınav kâğıdı da okumazsın.”

Rehberlik yasasının yeni çıktığı, okulların yeni açıldığı bir zamanda yeniden sınava girdim ve Kapadokya Meslek Yüksekokulu Rehberlik Bölümü’nü %100 burslu kazandım.

Kokartımı aldığım yıl memleket zor bir dönemden geçiyordu; bombalar, baskınlar, darbe teşebbüsleri… Turizm durgundu, yeni rehberlere iş yoktu. Üstelik piyasayı da hiç tanımıyordum. Bu dönemde Açıköğretim Fakültesi Tarih Bölümü’ne kaydoldum ve mezun oldum. Uzaktan öğretimi sevdim; zamanla Kamu Yönetimi ve Mutfak Sanatları programlarını da tamamladım.

Zamanla ajandam doldu, yol açıldı. Bugün ağırlıklı olarak İstanbul’da, İngilizce dilinde rehberlik yapıyorum.

Anlatmak meselesi, sanırım biraz da aile mesleğimiz olan kitapçılıktan geliyor. Rehberlikle birlikte büyüyen kütüphanemin beni beslediğine, anlattıklarıma derinlik kattığına inanıyorum.

İçinizde benden yirmi yaş genç olup, rehberlik tecrübesi benim iki katım olan pek çok meslektaşım var. Buna rağmen, yaşıma bakmadan bu mesleğin hâlâ başında olduğumu hissediyorum. Enerjim azalsa da heyecanımda hiçbir azalma yok.

Rehberliği seviyorum; çünkü altmış iki yaşıma rağmen içimdeki 15 yaşındaki meraklı çocuğu hâlâ oyalıyor, canlı tutuyor.

Kıymetli TKTC topluluğunun bir parçası olmaktan gurur duyuyorum. Aynı yolda, farklı adımlarla yürüdüğüm tüm meslektaşlarımı Balıkçı’dan bir alıntıyla selamlayayım:

Merhaba!