Doğu Akdeniz’de, Selca adında küçük bir köyde doğdum.
Nehirlerinde yüzdüm, devasa kayalıklarında ve mağaralarında geçmişin izini aradım. İnatçı keçileri doğada otlatıp oyunlar oynadım; ağaçlara tırmandım, taşla ve toprakla büyüdüm. Çocukluğum, doğayla iç içe, merakla ve özgürlükle geçti.
Bugün 38 yaşındayım.
Bu topraklarda başlayan o merak, beni 17 yıldır tutkuyla yaptığım rehberlik mesleğine taşıdı. Yaklaşık 37 ülke gezdim ve gezdirdim. Orta Doğu’dan, Körfez ülkelerinden, Kuzey Afrika’dan ve dünyanın farklı köşelerinden gelen misafirleri ülkemde ağırladım; Türkiye’nin kültürünü, tarihini ve ruhunu en doğru ve en güzel şekilde anlatmaya çalıştım.
İngilizce ve Arapça dillerinde, Türkiye ve Dubai’de lisanslı turist rehberi olarak çalıştım.
Mesleki yolculuğum boyunca ESTA, Perpax, Plaza Turizm, Albaker Turizm, Karnak Turizm, MSC ve diğer seyahat acentalarıyla farklı segmentlerde deneyimler edindim.
İRO, ARO, NERO, Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu ile Türkiye Rehberler Cemiyeti gibi mesleki yapılardan; İstanbul uzmanlığı, Mimar Sinan uzmanlığı, Likya ve Kapadokya yürüyüş uzmanlığı eğitimlerini aldım. Bu eğitimler, hem sahadaki anlatımıma hem de mesleki bakış açıma yön verdi.
Anlatma isteğim zamanla yazıya da dönüştü.
Mikrofon Dergisi’nde yayımlanan “Tenvunun Macerası” ve “Doğu Akdeniz’de Bir Köy: Selca” yazıları, bu yolculuğun yazılı izleri oldu.
Hayatın güzel tesadüflerinden biri de şuydu:
Cemiyetimizin Kibelesi olarak andığımız sevgili Armağan Yağcı’nın ikizleriyle aynı gün doğmuş olmak… Hayata benimle aynı günde “merhaba” diyen bu iki güzel ruha; sağlık, huzur, uzun bir ömür ve güzel bir baht diliyorum. İyi ki doğdular, iyi ki varlar.
Bugün Dubai’de, uluslararası alanda güçlü bir marka olan eXp Realty bünyesinde broker olarak kendi ekibimi kuruyorum. Aynı zamanda Türkiye’de bu markanın kurucu üyelerinden biriyim. Emlak ve yatırım turları düzenleyerek, yatırımcıların yalnızca mülk değil; geleceklerini inşa etmelerinde rehberlik ediyorum.
Gelecek planları sorulduğunda ise şunu söylemeyi daha doğru buluyorum:
6 Şubat depreminden sonra “gelecek” kavramına bakışım değişti. Şu anımı; mevcut koşullarda hem iş hem özel hayatımda en verimli, en sağlıklı ve en etik şekilde yaşamaya odaklanıyorum. Özetle, uzun vadeli planlar yapmıyorum; hatta yapamıyorum.
Hayallerime gelince…
İş hayatımı online sisteme oturtup erken emekliliğe geçmek, kendi ailemi kurmak ve sevdiklerimle daha verimli zaman geçirmek. Bu kez turist modunda, meslektaşlarımla gezmek.
Mileyha Kuş Cenneti için etkili ve kalıcı bir proje üretmek.
Toplumdaki umutsuzluğa ve bıkkınlığa ilaç gibi gelecek, umut veren atılımlara imza atmak. Hayatımda karşılaştığım “roman karakteri” insanların hikâyelerini anlatacağım bir konsept oluşturmak.
Ve beni ben eden, bugün yaptığım mesleğin temellerini oluşturan rehberlik mesleğinin değerinin korunması için çalışmalar yapmak.
Ve son olarak…
Dünyaya güzel bakan, güzel yürekli insanların etrafında toplandığı uzun masalar kurdurmak istiyorum. Hoş sohbetin aktığı, kahkahaların yükseldiği, paylaşımın çoğaldığı hoş sohbet masaları.

