ANKARA’DA SONBAHAR GÜNLERİ

ANKARA’DA SONBAHAR GÜNLERİ

Ankara’da sonbahar… Başkentin taş binaları arasında sarı yaprakların dans ettiği, gri gökyüzünün bile şiirle dolduğu bir zaman dilimi. Karasal iklimin sert yazından sonra, dondurucu kışından önce bu şehir, sonbaharla adeta nefes alıyor. Eylül sonundan Kasım ortasına kadar uzanan bu mevsim, Ankara’nın en dingin, en derin ve en renkli yüzünü ortaya çıkarıyor.

Seğmenler Parkı’nda yürürken yaprakların hışırtısı bize eski Ankara türküleri gibi eşlik ediyor. Eymir Gölü’nün kıyısında yansıyan kızıl tonlar, bir ressamın paletinden fırlamış gibi. Çocukluğumuzun Atatürk Orman Çiftliği’nde doğanın sarıdan kahverengiye dönüşümü, kentin beton dokusuna karşı sakin bir tablo oluşturuyor. Kuğulupark’ta ağaçların arasında süzülen kuğular, bir masalın içinden çıkmış gibi zarif görünüyor. Nereden mi biliyorum? Gezgin bir turist rehberi mi yoksa en kolay tanımıyla flanöz (flâneuse) bir hayalperest mi, sıfatlar önemli değil elbette, sadece hepimiz gibi bu kenti yaşamayı seviyorum.

Sonbaharın en çok yakıştığı yerlerden biri de Ankara Üniversitesi’nin tarihi kampüsü ve elbette ODTÜ’nün geniş ormanlık alanları. ODTÜ ormanında uzun yürüyüşlere çıktığınızda, sadece doğanın renk cümbüşünü değil, kampüsün entelektüel atmosferini de içinize çekersiniz. Hacettepe’nin Beytepe kampüsünde ise geniş çim alanların üzerine dökülen yapraklar, öğrencilere hem bir mola hem de fotoğraf kareleri için eşsiz bir fon sunar. Hele bir de yolunuzu Yeşil Vadi’den sonra azıcık daha uzatarak üniversitenin ambleminde de yer alan geyik çiftliğine kadar devam eden toprak yolda uzatırsanız, dönüşü de ahmak ıslatanla kapatırsanız unutmayacağınız gezgin anılarınız zihin kumbaranızda birikmeye devam edecektir, benden söylemesi.

Kale çevresindeki dar sokaklarda dolaşırken de taş evlerin arasında süzülen rüzgar, size tarih ile mevsimin birlikte fısıldadığı bir şarkıyı duyurur. Hamamönü’nde ise eski Ankara evlerinin gölgesinde kahvenizi yudumlarken, sararmış yaprakların taş sokaklara düşüşünü izlemek, adeta zamanda yolculuk yapmak gibidir. Ulus’tan Yenişehir’e uzanan modernist Cumhuriyet bulvarları ise sonbahar ışığında bambaşka bir anlam kazanır. Sonbahar’da Ankara’yı keşfetmek işte biraz da bu yüzden özel, sonbaharda burada nereye baksanız adeta bir film platosu görünür.

Sonbahar aynı zamanda Ankara’nın kültürel nabzının hızlandığı mevsimdir bizim için. Üniversiteler açılır, öğrenciler şehre yeniden canlılık getirir. Kızılay’da tiyatro afişleri çoğalır, Bahçelievler sokaklarında kahvelerin camlarında buğular yükselir. Resim ve Heykel Müzesi, Cumhuriyet Müzesi ve Ankara Devlet Opera ve Balesi sonbaharın soğuyan gecelerine sanatla ısınma fırsatı sunar. Cumhuriyet Bayramı’nın coşkusu ve Anıtkabir’deki anma törenleri, bu şehri yalnızca bir başkent değil, bir hafıza mekanı haline getirir. Bir de unutmamak gereken festivaller dönemi; Film Ekim´i, Uçan Süpürge planlamaları, Kültür Yolu Festival günleri, CSO Ada Ankara konserleri, Büyükelçilik Bahçeleri, Ankaralı Gezginler fotoğraf sergisi hazırlıkları rehber olarak bizlerin gezdirmeyi belki de en çok sevdiği yürüyüş rotaları, yazlıkçı dostların dönüşü, çocukların okul telaşları, kırtasiye alışverişlerindeki renkli kağıtlar gibi aslında gri olmayan bu kentin gökkuşağıdır bizlere.

Gezgin için Ankara’da sonbahar, sadece bir mevsim değil; tarih, kültür ve doğanın aynı anda deneyimlenebildiği bir yolculuktur. Roma Tiyatrosu’nun taşlarında dolaşırken geçmişin izlerini, Cumhuriyet bulvarlarında yürürken modernleşmenin ruhunu hissedersiniz. Sabah sisinde yükselen kale silueti, kentin ne kadar çok katmanlı hikayeye sahip olduğunu hatırlatır. Ya o gezgin yürüyüşlerinizdeki tarihi Ankara Garı ve Gençlik Parkı anıları; kavuşmalar, vedalaşmalar, hiç bitmeyecek yolculuklarınız. Millî Mücadele Günleri, Beyaz Vagon, elbette Anıtkabir ve Atatürk, günümüzün Başkenti´nin kuruluş öyküleri…

Ve belki de Ankara’da sonbaharın en güzel yanı şudur: Bu şehir, kendisini tanımak isteyenlere yalnızca bilgi değil, his de sunar. Soğuyan havanın serinliğinde, içinizi ısıtan bir tarihle, kültürle ve dinginlikle karşılaşırsınız. Bir de dostlarınız, başka gezginler, bu kenti her mevsim bir öncekinden güzel kılarlar.

Elçin Yıldız Şimşek

 

“ANKARA’DA SONBAHAR GÜNLERİ” için 2 yanıt

  1. Tülay Eroğlu avatarı
    Tülay Eroğlu

    Canım Ankara’mın en sevdiğim mevsimini ne kadar da güzel anlamışsınız. Kaleminize, beyninize sağlık. Bu mevsimde Ankaradan uzakta olduğum zamanlar kaçırdığım güzelliklere üzülürüm.

  2. Salih Açıkgöz avatarı
    Salih Açıkgöz

    Gerçekten harika tespitler ve akıcı hoş bir anlatım, Ankara’nın güzide rehberlerinden birisi olan Elçin hocamın, yazısını zevkle okudum ve okurken sadece griliğin eseri gibi lanse ettirilmeye çalışılan Ankara’nın renk cümbüşümden,antik dönemden tutta taa Cumhuriyet tarihine tanıklığına kadar nasıl bir bellek nasıl bir zenginliğin var oluşuna dikkat kesilmemizi sağladığı için ayrıca çok ama çok teşekkür eder, saygılar sunarım????

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir