MALİK BUDAK

MALİK BUDAK 

Selamlar,

Doğum günüm 28 Mart, ve bu yıl 33 yaşına girdim. Birçoğunuzdan genç olsam da bana inanması zor geliyor ve yakında “genç” tanımına yaştan değil de sadece minyonluktan gireceğim günler yaklaşıyor gibi hissediyorum.

 

Ben rehberlik hayatıma 2021 yılında, pandemi döneminde başladım. Başladığımda turizm’in t’sini bilmiyordum desem yeridir. Nasıl mı? Çünkü o tarihten 10 yıl öncesine gidecek olursak Kocaeli Üniversitesi’nde taze bir Elektrik Mühendisliği öğrencisiydim. İşin elektrik kısmı çok fazla ilgimi çekmese de elektronik devreler ve onlara hayat veren yazılımlar ilginç geliyordu. Bir dönem bilgisayar kodlamaya fena halde kafayı takmıştım. Ödev olarak verilen projeler dışında kendim küçük oyunlar geliştiriyordum. Bölümdeki robotik ekibinin de yazılımcısıydım. Görünürde her şey iyi gidiyordu ama bir yandan içim çok sıkılıyordu. O zamanki düşünce dünyamda kalifiye bir teknik eleman olarak kendimi kapitalist iş dünyasının çarkları arasında bulmak parlak bir gelecek gibi görünmüyordu. Tabii itiraf etmem gerekirse paranın günümüz dünyasında yarattığı avantajlardan da yeterince haberdar değildim 😁 Kocaeli’de kaldığım süre boyunca bir yandan da özel bir kursa devam edip İngilizce’mi geliştirdim.

 

Bir buçuk yıllık mühendislik eğitimi macerasından sonra içinde yaşadığım dünyayı anlamlandırma ve kafamdaki bazı soruların peşinden gitme arzusu baskın geldi. Okulu bırakıp İstanbul’a döndüm. O dönem hem yoğun şekilde felsefe okumaları yaptığım hem de yeniden üniversite sınavına hazırlandığım bir sene geçirdim. Sonuç olarak ilk tercihim olan Boğaziçi Tarih’e girdim. Boğaziçi’ndeyken kendi bölüm derslerimin yanında Felsefe, Sosyoloji, ve Sinema alanlarında çok sayıda seçmeli ders aldım. Eleştirel düşünmeyi, “başka”sıyla bir arada yaşama kültürünü, kısacası modern toplum içinde birey olmanın gerekliliklerini Boğaziçi’nde öğrendiğimi söyleyebilirim.

 

Boğaziçi yıllarımda bir yandan da yeşil pasaport sahibi olmanın avantajını kullanıp Avrupa’yı ülke ülke gezdim. İçinde yaşadığımız anlam dünyasının dışını keşfetmek benim için paha biçilemez ve aşırı keyifli bir süreçti. Derslerde Hıristiyan Avrupa kültürünün kökenlerini öğrenmek kadar, günümüz Avrupasında alt kültürlerin kendilerini var etme biçimleri ve bu özgürlük alanı da beni etkilemişti. Bu yıllar tam da ülkemizde Gezi sonrası döneme denk geliyor. Gezi sonrası hem Boğaziçi’nde hem de üniversite dışında kurulan bazı sivil inisiyatiflerde görev aldım. Örneğin Tarlataban, Bükoop, Kadıköy Kooperatifi vb.

 

Boğaziçi’nden mezun olduktan sonra öncelikle akademi dışında bir kariyer sahibi olmak istedim. Bunda şu an çok detayına girmek istemesem de üniversitelerde kurulan otoriter yönetimlerin ve uygulanan neoliberal politikaların etkisi vardır. Hem tarih öğrenimimi motive edecek hem de içinde özgür olabileceğim bir meslek olarak gördüğüm rehberliğe böyle yöneldim. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nin tezsiz yüksek lisans programından mezun olup kokartımı aldım.

 

Niyetim küçük gruplara özel tarih, kültür temalı turlar yapmaktı, öyle de oldu. Geçen süre zarfında birçok dünyaca ünlü kurumun kapalı gruplarına İngilizce rehberlik hizmeti verdim. Birçok farklı acentenin özel, MICE, ve gemi turlarına rehberlik ettim. Gastronomi konusunda fazla bir iddiam bulunmasa da bilgi birikimimi arttırıp birçok food tour da yaptım. An itibariyle kokartımda 5 bölge bulunuyor ve kalan 2 bölgeyi de yakın zamanda ekletme niyetindeyim. Geçtiğimiz yıldan beri hem İstanbul hem Anadolu turlarını birlikte yürütüyorum. Son zamanlarda Anadolu’nun antik tarihi üzerine okumalarımı yoğunlaştırdım ve bir yandan da Antik Yunanca öğreniyorum. Gelecek yıl bir de yüksek lisans programına başlama niyetim var.

 

Bunun dışında doğada vakit geçirmeyi, hiking yapmayı, ve kırsaldaki yerel üreticilerle ilişkiler kurup yerel üretimi destekleyen oluşumları seviyorum.

 

Sevgiler,

Malik Budak

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir